İLK SANAT TİYATRO

 İlk Sanat Tiyatro 7 Ocak 2018’de kurulmuştur.  Bedirhan Sezer ve Ubeydullah Gül’ün uyarlamasıyla hiçbir yerden destek almadan 09 Mayıs 2018 yılında Prömiyer yapan Alt Tarafı ÖLÜM? Oyununu çeşitli festivallerde ve sahnelerde oynamıştır. Tiyatro yapısı olarak deneysel çalışmalar ortaya koyan ve koymaya çalışan ideolojik düşünceye sahiptir. Oyunun büyüsünü bozmadan insani bir samimiyeti yakalayıp seyirciye aktarma iç güdüsüyle hareket eden bir ekibe sahiptir.

  1. İLK; sıfat Zaman, sıra, yer ve önem bakımından ötekilerden önce gelen, son karşıtı.
  2. SANAT; isim Bir duygu, tasarı, güzellik vb.nin anlatımında kullanılan yöntemlerin tamamı veya bu anlatım sonucunda ortaya çıkan üstün yaratıcılık.
  3. TİYATRO; Bu türleri, izleyiciler önünde sahnede oynayan grup.

OYUN OYNAMAK!

Her oyun, her şeyden önce gönüllü bir eylem’dir. Emirlere bağlı oyun, oyun değildir.

Johan HUİZİNGA

OYUN OYNAMAK CİDDİ BİR İŞTİR!

  Oyun, özgürce razı olunan, ama tamamen emredici kurallara uygun olarak belirli zaman ve mekan sınırları içinde gerçekleştirilen,, kendi özgü amaca sahip olan, bir gerilim ve sevinç duygusu ile ‘ alışılmış hayat’tan’ ‘başka türlü olmak ’bilincinin eşlik ettiği hayvan, çocuk ve yetişkinlerin katıldığı eylem ve faaliyettir. İster çocuklara ister yetişkinlere ait olsun, her oyun ancak tam bir ciddiyet içinde oynanabilir. Ciddiyet oyun’u dışlar, ama oyun ciddiyeti kapsar. Yetişkin kişi tıpkı çocuk gibi, zevk ve rahatlama için, ciddi hayat düzeyinin altında oyun oynamaktadır. Oyundaki gerilim yeterince yükseldiğinde oynayan oyun içinde olduğunu unutacak kadar ciddileşir.

Johan Huizinga

OYUN ÖZGÜRLÜKTÜR!

“Oyun serbesttir, oyun özgürlüktür. Oyun “gündelik” veya “asıl” hayat değildir. Oyun, bu hayattan kaçarak, kendine özgü eğilimleri olan geçici bir faaliyet alanına girme bahanesi sunmaktadır. Küçük çocuk bile “sadece …miş gibi yaptığı” , ”yalnızca gülmek için” davrandığı konusunda tam bir bilince sahiptir “

Johan HUİZİNGA

KUTSAL BİR EYLEMDİR TİYATRO!

Oyunun mekânsal sınırlılığı, zamansal sınırlılığından da çarpıcıdır. Her oyun ister maddi veya hayali, ister keyfe göre saptanmış veya zorunlu olmuş olsun, önceden belirlenmiş kendi mekânsal alanının sınırları içinde cereyan eder. Aynı şekilde, bir oyun ile kutsal bir eylem arasında hiçbir biçimsel fark yoktur, yani kutsal eylem oyununkilerle aynı biçimler altında gerçekleştirilir; öte yandan, kutsal yer de oyunun cereyan ettiği yerden biçimsel olarak farklı değildir. Arena, oyun masası, sihirli çember, tapınak, sahne, perde, mahkeme; bütün bunların hepsi biçim ve işlev açısından oyun alanlarıdır, yani tahsis edilmiş, ayrılmış, çevresine parmaklık çekilmiş, kutsallaştırılmış ve kendi sınırları içinde özel kurallara tabi kılınmış yerlerdir. Bunlar bildik dünyanın ortasında, belirli bir eylemin gerçekleşmesi amacıyla tasarlanmış geçici dünyalardır.

Johan HUİZİNGA